Uşak Ufuk
31 Mart 2020 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İMAR AFFININ SAKINCALARINA DEĞİNDİ
06 Şubat 2020 Perşembe 07:11

İMAR AFFI'NIN SAKINCALARINA DEĞİNDİ

İMAR AFFI'NIN SAKINCALARINA DEĞİNDİ

Saadet Partisi Uşak İl Başkanı İbrahim Dağgezen, depremle ilgili bir açıklama yaptı. Saadet Partisi Uşak İl Başkanı İbrahim Dağgezen, “Ben bir kez daha bu depremden etkilenen tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Bu depremde yitirdiğimiz canlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına ve milletimize başsağlığı, yaralılarımıza da acil şifalar diliyorum. Allah, milletimize bir daha böyle acı hadiseler yaşatmasın, beterinden korusun. Değerli arkadaşlar; yaşanılan deprem sonrası milletimizin sergilediği tutum gerçekten takdire şayandır. İlk andan itibaren tüm kurum ve kuruluşlarımız, belediyelerimiz, STK’lar ve aziz milletimiz deprem bölgesindeki vatandaşlarımız için seferber oldu, insanlarımızın acılarını sarmak için büyük gayret gösterildi. Milletimiz bir kez daha tek yürek oldu. Deprem olduğu andan itibaren, hiçbir ayrım gözetmeden herkes birbirinin yardımına koşarak, bir kez daha tüm dünyaya örnek olacak birlik ve beraberlik örneği sergilendi. Tüm Türkiye tek yürek olarak birlikte üzüldük, birlikte endişe ettik, göçükten sağ çıkanlara birlikte sevindik, hepimizin kalbi günlerdir Elazığ ve Malatya başta olmak üzere o bölgede atıyor. Elazığ’a gittiğimde beni sevindiren, Türkiyemizin dört bir yanından, ilçelerden gelen yarım konvoylarını görmekti. Türkiye’nin dört bir yanından gelen bu yardımları görmek hepimizi sevindirdi. Bu bizim sadece deprem anında değil, her zaman dikkate almamız icap eden bir husus. Özellikle yöneticiler de böyle anlarda, kısa vadeli politik bir menfaati dikkate alarak hareket etmemelidir” dedi. İbrahim Dağgezen, “Artık bunun farkında olup, gerekli adımları bir an evvel atmamız gerekmektedir. Bizim alacağımız tedbirler artık gecikmeye tahammülü olmayan tedbirlerdir. Binlerce insanımızı kaybettiğimiz, on binlerce insanımızın evsiz kaldığı 1999 depreminden bugüne 21 yıl geçti. Ne yazık ki; bugün Türkiye yine depremi, yine 21 yıldır alınması gereken ve bugüne kadar alınmayan tedbirleri konuşuyor. Şu anda bile Sakarya’ya gittiğiniz zaman , aradan bu kadar zaman geçmiş olmasına rağmen, depremin izleri hala var. Bu durum bizi endişeye sevk ediyor, adımların yine atılmayacağı konusunda tereddütlerimiz var. Deprem olduktan sonra hayıflanmak, dizlerimizi dövmek, bundan sonra gerekli adımları atacağız diye üst perdeden konuşmak kimseye fayda sağlamaz. Ümit ediyorum ki; bu yaşadığımız son acı olaydan sonra artık, bir kaç gün daha konuşup, sonra tekrar unutulmadan, kalıcı ve etkili çözümler üretip, gerekli tüm adımları atmaya başlarız” diye konuştu.  “Şehir planları depreme göre yapılmalı, İstanbul bunların başında geliyor” diyen Dağgazen, şöyle konuştu: “Şehir merkezlerinde yoğunluk azaltılmalı, yüksek binalardan mutlaka kaçınılmalı. Elazığ büyük bir ilimiz değil, buna rağmen deprem sonrası hemen trafik kilitlenmiş. Trafikle depremin çok ciddi bir ilişkisi var. İstanbul bir depremle karşılaşsa en büyük sıkıntı trafikte yaşanır. Kimse İstanbul’dan çıkamaz, kimse İstanbul’a giremez. Otoparklar bunun için büyük şehirlerin en büyük meselesidir. Şimdiden tedbir alıp çözmezssek yarın çok geç kalırız. İkinci husus; hasarlı binalarla ilgili tespitler hemen yapılmalı. İmar Barışı diye bir barış aslında felakete davet çıkarmaktır. Ne demek İmar Barışı? Siz kaçak bir bina yapmışsanız, o da şehrin planını bozmuyorsa, onlara geçici olarak ruhsat vermek mümkün olabilir. Ama depremden etkilenmiş bir binayı hasarsız gibi kabul etmek, aslında doğrudan doğruya cinayete davetiye çıkarmaktır. Kimsenin böyle bir adım atmaya hakkı yoktur. Üçüncü husus; evlerini kaybedeni herşeyini kaybeden, geçim sıkıntısı yaşayan ailelere destek vermek, yardım etmektir. Bütün varlığı evinden ve evindeki eşyalardan ibaret olan bir insan mutlaka yardıma ihtiyaçtır. Partizanlık yapmadan, mutlaka bu yardımlar yapılmalıdır.Bir konu var ki, haklı olarak insanımızın aklında soru işaretlerine sebep oluyor. Nedir o? Deprem vergilerine ne oldu? Bildiğiniz üzere; 17 Ağustos 1999 Marmara depreminin ardından Meclis’e sunulan yasa tasarısıyla deprem için yeni vergiler getirilmesi kararlaştırılmıştı. 2003 yılında kalıcı hale getirilen bu vergiler, 20 yıldır milletimizden alınmaktadır. Deprem vergileri için son 20 yılda toplanan para 72 milyar 82 milyon 572 bin lirayı bulmuş. Peki nerede bu paralar? Depremin yaralarını sarmak ve deprem güvenliğini sağlamak için alınan bu vergiler hangi amaç için kullandı? Hiç kimse kusura bakmasın! Bunları soracağız. Millet bu soruyu gündeme getirdiğinde de; ”bugün sırası değil, bu günde siyaset yapılmaz.” diyorlar.  Peki ne zaman soracağız? Şimdi değil de ne zaman? Bir evi, bir de içindeki malzemeleri olan, hatta belki buzdolabı almış, çamaşır makinesi almış ve taksidini bile hala ödeyememiş insanların mutlaka yanında olmalı bugünkü iktidar”. Dağgezen, “Deprem sonrası afet yönetiminde kurumlarımız elinden gelen gayreti göstermiştir.

Hepimiz böyle bir deprem sonrası, eksikleri, hataları abartarak iktidarın üzerine gitmenin doğru olmadığını biliyoruz. Ancak, kamuoyuna yansıyan bazı yetkililerin sözleri çok vahim! Elazığ Valisi’nin deprem sonrası yapılan basın toplantısının akabinde açık kalan mikrofonlara yansıyan sözleri! Böylesine büyük bir deprem sonrası, bunca acı yaşanmış ve Vali’nin sarf ettiği söz; ”kamoyunda da algı çok iyi.”İyi, aferin, becermişsiniz! İşinizi yapacağınıza algı oluşturmuşsunuz. Yazık, çok yazık, ayıptır ya! Bu sözü kullanmak bile ayıptır. Demek ki siz sadece algı oluşturmak için çaba sarf ediyorsunuz, vatandaşın derdiyle dertlenmek, onun derdine çare üretmek için değil! Ve yine Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın, İçişleri Bakanı’na söylediği; ”doğru dürüst bir toplantı yapalım Allah aşkına” sözü. Allah razı olsun, bir gerçeği görüyor! Ama herkes başka bir niyet peşinde olduğu için, bunun kimseye faydası olmaz! Herkes biliyor ki; deprem algılarla değil, ciddi tedbirlerle üzerine gidilmesi gereken bir olgudur. Bugün için bir numaralı şehir İstanbul’dur. İstanbul 16 milyon nüfusu geçti. Kanal İstanbul’la İstanbul’un yanına, bir İstanbul daha oluşturulmaya çalışılıyor. Bu rant odaklı bir projedir.Ben Sayın Cumhurbaşkanı ve tüm yöneticilerden bir kez daha istirham ediyorum; bu projeyi tekrar gözden geçirin! Kime ne faydası var İstanbul’un nüfusunun 30 milyona çıkmasının? Biz şehirlerimizin büyüklüğüyle değil, yaşanabilir olmasıyla övünebilmeliyiz.Siz her şeyi rant odaklı yaparsınız, faydalı bir proje üretemezsiniz.Çünkü gözünüzü rant bürümüş.Böyle bir proje, ülkemizin faydasına sonuçlar doğurmaz.İstanbu depremi diye bir deprem kaçınılmaz gibi görünüyor.” HALİL ASLAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ