Uşak Ufuk
03 Aralık 2020 Perşembe
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
KABARIK FATURALARA TEPKİLİ
07 Eylül 2020 Pazartesi 08:30

KABARIK FATURALARA TEPKİLİ

KABARIK FATURALARA TEPKİLİ

CHP Uşak İl Başkanı Ali Karaoba, EPDK’nın elektrik dağıtım şirketlerini kayıran uygulamalarından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini söyledi. Elektrik faturalarında şeffaflık isteyen CHP Uşak İl Başkanı Ali Karaoba, “Son 2 yılda faturadaki ‘enerji bedeli’ yüzde 35 artarken dağıtım bedeli yüzde 53 oranında artmış durumda. Vatandaşı elektrik değil karartılan elektrik faturaları çarpıyor. Faturalar derhal şeffaflaştırılmalı” dedi.

CHP Uşak İl Başkanı Ali Karaoba, “Konutta kullanılan elektrik dağıtım tarifesi son 2 yılda yüzde 53, son 1 yılda yüzde 14 arttı. Son 2 yılda faturadaki ‘enerji bedeli’ yüzde 35 artarken dağıtım bedeli yüzde 53 oranında artmış durumda. Bu artışın yanı sıra EPDK’nın şeffaflıktan uzak uygulamaları soru işaretleri doğuruyor. kaynaklanıyor. Vatandaş elektrik faturasına ödediği ücreti önceden kalem kalem yazılan faturasında görürdü. Daha sonra getirilen düzenleme ile bu giderler 'dağıtım bedeli' başlığı altında toplandı. Vatandaş, karartılmış bir fatura ile karşı karşıya. Vatandaştan neyi gizliyorsunuz? Faturalarda gizlenmesi gereken bir şey mi var?” diye konuştu. “Dağıtım bedelini EPDK belirliyor. Elektrik faturalarında yer alan dağıtım bedeli yalnızca faturanın dağıtımı veya sayacın okunması bedeli değil, elektriğin üretiminden tüketicilere teslimatına kadar oluşan tüm maliyetler bu rakamı oluşturuyor” diyen CHP Uşak İl Başkanı Ali Karaoba, şöyle devam etti: “Dağıtım şirketi yaptığı yatırımın maliyetini de bu bedelin içine koyuyor. Yani elektriğin üretildiği santrallerden vatandaşın evine gelene kadar yapılan tüm yatırım için vatandaş para ödüyor. EPDK’nın bu yıl içindeki yayınladığı 3 tarife dikkatle incelendiğinde dağıtım bedellerinin bir miktar düştüğü görülüyor. Ancak faturalarda bir indirim söz konusu değil. Çünkü EPDK dağıtım bedelini düşürürken bu kez enerji bedelini yükseltiyor. Böylelikle vatandaşın ödediği faturanın düşmesi mümkün olmuyor. Korunup kollanan vatandaş değil enerji şirketleri oluyor. Çünkü, doların yükselişi şirketlerin kredi borç yükünü daha da artırdı. Sadece dağıtım şirketlerinin yaklaşık 5 milyar dolar kredi borcu var. Dolarla borçlanan şirketler TL ile tahsilat yapıyor. Bu sorunun temel nedeni ise şu: Yapılan dağıtım özelleştirme ihaleleri sonucunda ortaya çıkan dolar bazlı devir rakamları çok abartılı seviyelerde gerçekleşti. Dağıtım şirketleri gerçek değerinin 2-3 katına satıldı. İhaleye giren şirketler doğru düzgün hesap kitap yapmadan teklif verdiler ve sonuçta dolar bazlı büyük miktarda kredi kullanmak zorunda kaldılar. Dönemin hükümeti, sadece gelir odaklı bir yaklaşımla, alacağı paraya baktı. Bu şirketler bu işi düzgün yapabilir mi kısmına hiç bakmadı. Şirketler ise yanlış hesap ve öngörülerle büyük borca battı. Böyle olunca da, tarife artışlarıyla hatalarını telafi etmeye çalışıyorlar. Yük yine vatandaşın sırtına biniyor.”  Son dönemlerde dövize gelen artışlara değinen Karaoba, “Türkiye’deki milyonlarca yurttaşın yoksul olması bir kader değil bizzat AKP’nin sorumsuz ekonomi yönetiminin bir sonucudur. ‘Dolarla mı maaş alıyorsunuz?’ diyen Bakan enflasyon oranlarına baksın!

Döviz kurlarında yaşanan artışlar gösteriyor ki tek haneli enflasyon oranları artık hayaldir. Yani Merkez %8,9’luk yılsonu enflasyonu hedefinin şimdiden hiçbir geçerliliği ve gerçekliği kalmamıştır. Türkiye ayrıca %13,51’lik gıda enflasyonu oranı ile Avrupa ülkeleri arasında en yüksek gıda enflasyonuna sahip ülkedir. Ve yine Türkiye şu anki verilere göre G-20 ülkeleri arasında Arjantin’den sonra en yüksek ikinci enflasyona sahip ülke konumundadır. Berat Albayrak dolarla mı maaş alıyorsunuz diyor.  Bakana sesleniyoruz ve diyoruz ki; Döviz kurlarında yaşanan her 1 kuruşluk artış; Enflasyonun sürekli artıp çift hanelere demir atmasına, %8,9’luk yılsonu enflasyonu hedefinizin hayal olmasına Türkiye’nin toplam dış borcunun TL karşılığı olarak 4,3 milyar lira birden yükselerek 1 milyon 757 bin asgari ücrete denk gelmesine, Halkın sofrasındaki lokmanın daha da küçülmesine,

Açlık ve yoksulluk sınırının artmasına, 39 TL karşılığında ücretsiz izne çıkarttığınız 1,9 milyon işçinin aileleri ile birlikte bir dilim ekmeğe muhtaç kalmasına, Milyonlarca esnafın iş yerini kapatmak zorunda kalmasına, İnsanların ‘geçinemiyoruz’ feryatları ile kendini yakmasına neden oluyor. Anlaşılan sizlerin altın musluklu mutfağınıza, ejder soslu meyvelerle donattığınız sofranıza ne dolar uğruyor ne de enflasyon etki yapıyor.” BERKAY ÖZYAYLA

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.