Uşak Ufuk
05 Aralık 2021 Pazar
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Karaağaç Caminin hikayesi
07 Aralık 2020 Pazartesi 07:16

Karaağaç Caminin hikayesi

Karaağaç Caminin hikayesi

Eski Uşak Araştırmaları Derneği Başkanı Ömer Aşçı, tarihi Karaağaç Camii hakkında detaylı bilgiler paylaştı. Tarihi Karaağaç Camii’yle ilgili bir dizi araştırma yaptığını ifade eden Ömer Aşçı, birsüre önce çekilen Muhteşem Yüzyıl Dizi filmiyle bir kez daha gündeme gelen Hürrem Sultan’ın kurduğu vakfiyenin Uşak’taki camilere yaptığı katkılara da değindi. Ömer Aşçı, “Osmanlı vakıf sisteminde küçük vakıfların kendinden daha büyük vakıflara bağlanması sık rastlanılan bir durumdur.Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Haseki Hürrem Sultan Vakfiyesi‘ne Uşak’ta ismi bilinmeyen Fatih döneminden kalma bir zaviye ve vakfı bağlanmıştır.Hakkında başka bilgi bulunmayan Fatih döneminde yaptırılmış olan zaviyenin başında, Denizli Sarımahmutlu’da camisi olan Şeyh Muhlisiddin’in (Merkez Efendi’nin) oğlu olan Şeyh Ahmed ’in olduğu anlaşılmaktadır. Şeyh Ahmed hayatta olduğu sürece günlük maaş bağlanmış, bu zaviyedeki fakirlerin yemek masrafları vakfa bağlanmıştır. Bu zaviye için sonrasında cami-i şerif demesi yapının zaviyeli bir cami olma ihtimalini doğurmaktadır. Bu caminin yakınlarında yaşayan Mevlana Hayrettin Şeyh Fani’ye de hayatta bulunduğu dönem boyunca para tahsis edilmiş ve bu zatların vefatından sonra bağışların vakfa verilmesine karar verilmiştir” dedi. Eski Uşak Araştırmaları Derneği Başkanı Ömer Aşçı, tarihi Karaağaç Camii hakkında bilgiler paylaştı. Konuyla ilgili Uşak Ufuk Gazetesi’nden Berkay Özyayla’ya bilgi veren Ömer Aşçı, “Selçuklu-Osmanlı Dönemi Anadolu kentlerinin kuruluşunda oluşan mekansal kurgu; kent nüfusunun camiler etrafına yerleşerek oluşturduğu mahalleler şeklinde gelişmekte olup Karaağaç Caminin ismi de bu mihvalde içinde olduğu mahalleden gelmektedir. Uşak Merkez Mahallelerinden Karaağaç Mahallesi ; 1530 tarihli Muhasebe-i Vilayet-i Anadolu Defterinde bulunmayıp Osmanlı Arşiv kayıtlarında 1676 tarihli Kütahya Sancağı Uşak kazası mufassal avarız defterinde karşımıza çıkan tarihi mahallelerinden biridir. Lakin 1676 tarihinden 1894 yılına kadar Karaağaç Mahallesinde Karaağaç Camii ismiyle bir cami kayıtlara geçmemiş. Karaağaç Cami; T.C Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütahya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu Müdürlüğü’nün 19.12.2015 tarih ve 2937 sayılı kararıyla; korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil edilmesine; koruma grubunun 1. Grup yapı olarak belirlenmesine, Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlıklarının Yapı Esasları ve Denetimine Dair Yönetmeliğin 5. maddesi kapsamında, belirlenen koruma grubunun tapuya işlenmesine; tescil fişinin uygun olduğuna, karar verilmiştir” dedi.  

 

KARAĞAAÇ CAMİİ NASIL TESCİLLENDİ?

Caminin tescil raporu hakkında konuşan Ömer Aşçı, “Bu raporda Karaağaç Cami hakkında şu şekilde ayrıntılı bilgi verilmektedir; Karaağaç Cami ön cephesinde bulunan levhada hicri 1275 (miladi 1859) yılında inşa edildiği yazmaktadır. Caminin duvar kalınlıklarından anlaşıldığı üzere yığma olduğu, tek mekândan oluştuğu ve üst örtüsünün içten tek kubbe ile geçildiği, dıştan ise marsilya kiremitle kaplı kırma çatı yapıldığı görülmüştür.Yapılan onarımlarda tüm cephelerinin dökme mozaik ile sıvandığı görülmüştür. Cami avlusuna doğu cephesinde kilit taşında palmet motifi bulunan beşik kemerli bir avlu kapısından girilmektedir. Kapı ve bahçe duvarı dökme mozaikle sıvanmıştır. Caminin son cemaat yeri sonradan betonarme olarak inşa edilerek iki kat olarak kullanılmaktadır. Kuzey cephesine sundurma çatı örtülü demir profilden yapılan camlı bölme, ayakkabılık olarak kullanılmakta ve camiye giriş bu mekândan sağlanmaktadır. Kuzey duvarının ortasında yer alan camiye girişi sağlayan kapı ve iki yanında PVC malzemeden dikdörtgen kesitli birer pencere, üst katta da üç adet pencere bulunmaktadır. Batı cephesinde sonradan kapatılan son cemaat yerine ait zemin katta dikdörtgen kesitli PVC malzemeden bir pencere, üst katta yaklaşık 50×60 cm ölçülerinde bir pencere bulunmaktadır. Caminin güney, doğu ve batı cephelerinde harim bölümüne ait 2 adet dikdörtgen kesitli, bu pencerelerin üstünde sivri kemerli üst pencereler, bu pencerelerin ortasında üstünde bir adet yuvarlak pencere bulunmaktadır. Doğu cephesinde son cemaat yerine açılan bir demir kapı bulunmaktadır. Caminin kuzey cephesinde sonradan kapatılan son cemaat yerinin içinde kalan minare bulunmaktadır. Minarenin gövdesi tuğladan inşa edilmiştir. Şerefesinin altı beş sıra kirpi saçaklı, korkulukları demir ferforjeden yapılmıştır. Kuzey duvarına bitişik demir profilden yapılmış olan mekân ayakkabılık olarak kullanılmaktadır. Bu mekândan son cemaat mekânına PVC malzemeden yapılmış kapıdan girilmektedir. Bu mekânda üst kata sonradan eklenmiş ahşap merdiven bulunmaktadır. Ahşap merdivenin yanında PVC malzemeden yapılmış sokağa açılan kapı bulunmaktadır. Harim bölümüne açılan ahşap çift kanatlı ahşap profilli kapı ve bu kapının iki yanında birer adet PVC malzemeden dikdörtgen pencereler bulunmaktadır. Minareye açılan kapı bu mekânda bulunmakta ve PVC malzemedendir. Harim bölümünde ahşap döşemeli mahfil katını taşıyan 2 adet dikdörtgen kesitli ahşap dikmeler bulunmaktadır. Duvarlar sıvanmış ve yerden pencerenin alt seviyesine kadar özgün olmayan ahşap kaplama bulunmaktadır. Kare planlı harimin üzeri Kubbe ile örtülüdür. Kubbenin iç kısmında ve duvarlarda kalem işleri bulunmaktadır. Harimin güney cephesinde bulunan mihrap nişi yağlı boya boyanmış ve perde motifi ile bezenmiştir. Mihrabın batısında ahşap minber, doğusunda ise ahşap vaaz kürsüsü bulunmaktadır.Mahfil katına, sonradan kapatılmış, betonarme olarak inşa edilmiş son cemaat yerinin üst katından bir kapıdan geçilmektedir. Mahfil katı korkulukları ahşaptır ve yaklaşık 50 cm yüksekliğindedir. Mahfilin orta kısmında harime doğru yuvarlak çıkma yapan bir balkon bulunmaktadır.” BERKAY ÖZYAYLA

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.