Uşak Ufuk
07 Temmuz 2020 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
MIDIK TASARRUFA DEĞİNDİ
06 Ocak 2020 Pazartesi 06:00

MIDIK TASARRUFA DEĞİNDİ

MIDIK TASARRUFA DEĞİNDİ

Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi Uşak İl Temsilcisi Ahmet Mıdık, kalkınma ile ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Ahmet Mıdık, “Zaman zaman ekonomistler kafa yorarlar. Hatta değişik ortamlarda,  üniversitelerde, değişik toplantılarda, sokak aralarında, kahvehanelerde bile ekonomi ile ilgili yorumlar yapılır değil mi? İşte bendenizde, ekonomik konularla ilgili, bu kafa yoranlardan birisiyim. Hemen ifade edeyim ki, günümüz yaşam dünyasında, herkesin de ekonomik konularla ilgilenmesinden yanayım. Hangi alanda olursa olsun ilgi, alaka; öğrenmeyi, eleştirmeyi, düşünmeyi, sorgulamayı, analiz yapma ve yorumlamayı aynı zamanda da bu konularda özgüveni tetikler  hatta arttırmaz mı?” dedi. “Hiç düşündünüz mü? Acaba bir kent ya da   bir ülke düşünün ki, nasıl kalkınır? Belki yanılabilirim. Ancak iki aşağı beş yukarı ülkelerin kalkınma planı birbirine benzer elbette. Birazcık araştırılırsa bu benzerlik rahatça görülebilir diye düşünüyorum. O halde  ekonomik yönden gelişen bir ülke aynı zamanda  kalkınmış da sayılmaz mı?  

Aslına bakarsanız ekonominin de kendine has iki yasası vardır. Aslında bu iki yasa yada kural ülke kalkınmasında sihirli birer anahtar konumundadır. Bunlardan  birincisi üretim ikincisi de tasarruftur. O halde ÜRETEN BİR ÜLKE kesinlikle kalkınır. Acaba yanlış mı düşünüyorum?” diyen Mıdık, şöyle devam etti: “Bakınız! Bu gün dünyada kalkınmış ülkeler, ABD, Japonya, Almanya, Çin, İngiltere, Fransa, İtalya ve Kanada'dır. Bunun yanında, Güney Kore, İspanya, Hindistan, Brezilya ve İran da hızlı kalkınma gösteren ülkelerdir.  Avrupa'nın diğer küçük ülkeleri de kalkınmış ülkelerdir. Norveç, İsveç, Finlandiya, Avusturya, İsviçre, Hollanda ve Belçika sayılabilir. Pekala ülkelerin kalkınmışlığının ölçütü nedir? Bir ülkenin kalkınmışlığı gayri safi milli hasıla ve fert başına düşen milli gelirle ölçülür. Hele hele siyasetin duayenlerinden birisi olan  Sayın Demirel”in tabiriyle “ADAM BAŞI GELİR” daha da önem  arz eder.  Bakınız! Kalkınma konusunda  Rusya”nın son yıllarda atılım yaptığını ve adından söz ettirdiğini düşünüyorum. Bugün Rusya hızlı kalkınma çabasındadır. Ancak ne yazık ki bu ülkede eski komünizmden kalma alışkanlıkla fertlerden istenen verim yeterince  elde edilemediği de bilinmektedir. Yatırımlarda da hala isabetli sektör uyumu tutturamamaktadır. Rusya ürettiği mallarda istenen estetik ve kalite konusunda tüketicileri ikna edememiştir. Kim ne derse desin bir ülke yada kent  ekonomisinde düzlüğe çıkmanın yolunun ille de ÜRETİM”DEN  geçtiğini düşünüyorum. Birazcık araştırıldığında kalkınmış ülkeler, üretimi önce SANAYİDEN başlatmışlardır. Üretimin sanayiden başlatılması da yetmez elbette. Bunun dışında TARIMDA ve HİZMET sektöründe de üretim en üst seviyede olmalıdır. Şayet Türkiye'yi kalkındırmak için önce sanayi de üretimi artırmalıyız. Bunun için Atatürk döneminde başlatılan ve birinci İzmir iktisat kongresi ile programa alınan sanayileşme gayretine başlanmalı özellikle de tarımsal sanayi gözardı edilmemelidir. Sanayileşme için sermaye, hammadde, emek, teknoloji ve teşebbüs gerekir. Sermaye için ya dış yardım veya Güney Kore'de olduğu gibi iç tasarruf gerekir. Bunun için keza Hindistan”da olduğu gibi  Türkiye'de de durum gayet  müsaittir. Çünkü sermaye yeterlidir. Ayrıca iç tasarruf da gerekir. Diğer unsurlar da vardır. Türkiye'de emek, hammadde ve teknoloji de mevcuttur. Ancak hızlı kalkınmak için, teşebbüs olmalıdır. Bugün maalesef  bunda eksikliğimiz vardır. Ayrıca ülkemizdeki  devlet mevzuatı ve kalkınma için yeterli yasalar  mevcut yada yeterli değildir.” HABER: HALİL ASLAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ