Uşak Ufuk
20 Eylül 2021 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Mutfak ihtiyaçları karşılanamaz halde
04 Ağustos 2021 Çarşamba 08:00

Mutfak ihtiyaçları karşılanamaz halde

Saadet Partisi Uşak İl Başkanı İbrahim Dağgezen, son zamanlarda yaşanan afetlerle ilgili bir açıklama yaptı.

Saadet Partisi Uşak İl Başkanı İbrahim Dağgezen, son zamanlarda yaşanan afetlerle ilgili bir açıklama yaptı. Yangın ve benzeri afetlerin son dönemlerde Türkiye’nin ve dünyanın çeşitli bölgelerinde görüldüğünü belirten Saadet Partisi Uşak İl Başkanı İbrahim Dağgezen, “Öncelikle son birkaç haftadır yangın, sel, heyelan ve deprem gibi afetler nedeniyle zor günler yaşayan, bu olumsuzluklardan etkilenen tüm vatandaşlarımıza bir kez daha geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum. Umarım yaşananlar hepimize, özellikle de iş başında bulunma sorumluluğunu taşıması gerekenlere ders olur. Cenab-ı Allah beterinden korusun diyor, gerekli tedbirlerin bir an evvel alınacağını umuyoruz. Ayrıca 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları'nda ülkemizi başarıyla temsil eden, farklı branşlarda elde ettikleri galibiyetler ve aldıkları madalyalarla göğsümüzü kabartan milli sporcularımızı tebrik ediyorum. 8 Ağustos'a kadar devam edecek müsabakalarda ülkemizin büyük başarılar elde edeceğini ümit ediyor, sporcularımıza başarılar diliyorum” dedi. 

Türkiye’nin son dönemlerde yoğun bir mülteci akınına uğradığını ifade eden Dağgezen, şöyle söyledi: “Son günlerde gündemi meşgul eden bir başka konu ise mülteciler konusu. Ne yazık ki iktidarın sürecin en başından itibaren Suriye meselesinde takındığı yanlış tutumunun ve kontrolsüzlüğünün faturası savaştan ve yokluktan kaçan mazlum ve mağdur insanlara kesiliyor. Geçtiğimiz günlerde bir belediye başkanının mültecilere yönelik ayrıştırıcı sözlerini son derece üzüntüyle karşıladık. Şehirden gitmelerini sağlamak için mültecilerden su ve katı atık bedeli gibi kalemlerde 10 kat daha fazla ücret alınacağını söyledi. Bizim için bu çok vahim ve yanlış olan uygulamalar çözüm olmadığı gibi insani de değildir. Bir idare böyle adımlar atarsa toplumda pamuk ipliğine bağlı huzur iyice kopar ve yanlış sonuçlara neden olabilir. Elbette herhangi bir vatandaşımız iktidarın yanlış politikalarından dolayı sosyal hayatında doğan sorunlardan ya da demografik yapının değişmesinden rahatsız olduğunu ifade edebilir. Bu sorunların çözümüne dönük çalışmaların yapılmamasından rahatsızlık da duyabilir. Fakat bilmeliyiz ki; millet olarak bizim aradığımız çözüm her şart altında insani ve vicdani olmak zorundadır. Bizi biz yapan asıl değer budur ve unutulmamalıdır. İnsana verilen değeri dünyaya hatırlatmak görevinden tarih boyunca vazgeçmedik bugün de vazgeçmemeliyiz. Çözümün siyasi olduğu açıktır. Avrupa, sayıları yüzü bile bulmayan mülteciye sınırlarını kapatırken Türkiye’ye deyim yerindeyse rüşvet karşılığında mültecileri tutma görevi veriyor. Türkiye, adeta Edirne sınırının ötesinde huzur bozulmasın diye kolluk görevi icra eden bir ülke olmuştur. İktidarın göç politikalarındaki kontrolsüzlüğü ise sorunu daha çetrefilli hale getirmektedir. Bu kontrolsüzlük hem toplumsal anlamda hem de iç ve dış güvenlik anlamında bizleri tedirgin etmektedir. Türkiye siyasi olarak ağırlığını kullanarak bölge ülkelerle, Avrupa Birliği ve Birleşmiş Milletler ile birlikte bu işin çözümü noktasında ortak bir zemin kurmalıdır. Fakat bir kez daha altını çiziyorum; tepkilerimizi iktidarların yanlış politikalarına göstermeliyiz; mağdur ve mazlum sığınmacılara değil! Ve her şart altında vicdanımızın sesine kulak vermeliyiz”.  Memur maaşları hakkında değerlendirme yapan Dağgezen, “4 milyona yakın memur ve 2 milyona yakın memur emeklisini ilgilendiren ve zam pazarlıklarının yapılacağı 6. Dönem Toplu Sözleşme süreci önümüzdeki pazartesi günü başlayacak. Bu görüşmelerden önce memur sendikalarımızın dün kamuoyuna duyurdukları istekleri ise son derece makul teklifler. Devletin asli gücünü ve bel kemiğini oluşturan memurların geçmiş dönemde aldıkları zamlar ne yazık ki onları enflasyona karşı korumaya yetmedi. 2019’da memura reva görülen %11,40’lık zamdan bu yana, hedeflenen enflasyon %7,5 iken gerçekleşen enflasyon ise %24,28 oldu. Buna karşılık aradan geçen sürede; Dolar %46,05, Euro %54,50, altın %71,33, yağ %116,04, elektrik %30,91, doğal gaz  %23,68 arttı. Bu rakamlar açıkça gösteriyor ki memurlarımız son iki yılda enflasyon karşısında ezildi. Alım gücü düştü, maaşı gün geçtikçe eridi. Hayat pahalılığı ve paranın değer kaybetmesi karşısında gücü tükenen memurların hayat standardı 2 yıl öncesine göre gözle görülür şekilde düştü. Şimdi hükümet ve memurlar yeni bir pazarlık sürecine başlıyorlar. Bizim hükümete tavsiyemiz milletten kopuk yönetim anlayışını bir kenara bırakıp, bu süreci elindeki son fırsat olarak görmesidir. Kendisine yakın müteahhitlere bol keseden ihale dağıtan, yakın çevresine ulufe gibi kadro veren, büyük sermaye sahiplerinin milyon dolarlık vergi borçlarını tek kalemde silen hükümete bu cömertliği geçim sıkıntısı yaşayan memurlarımıza karşı da göstermesini tavsiye ediyoruz. Her fırsatta Türkiye’nin ekonomik yönden büyüdüğünü, Avrupa’nın diğer ülkelerine kıyasla kendi vatandaşına iyi bir yaşam sunduğunu iddia eden iktidarın önünde bu iddialarını doğrulayacak bir fırsat var. Bizim 97'de gösterdiğimiz babayiğitliği gösteremeseler dahi memur sendikalarının bu makul tekliflerini yerine getirmelidirler. Şayet iktidar bu fırsatı iyi değerlendirmeyip, memuru geçim derdiyle baş başa bırakırsa; tamamlamak üzere olduğu siyasi ömrünün 2023’te kaldırılacak tabutunun son çivilerini kendi eliyle çakmış olacak!” Milli gelirin giderek düştüğünü dile getiren Dağgezen, şöyle konuştu: “Türkiye'de kişi başına düşen milli gelir 2021 yılında 7700 dolara kadar geriledi. 2013 yılında 13 bin dolar civarında olan kişi başı milli gelirimiz, son 8 yılda ne(ler) oldu da bu kadar düştü? Hangi politikalar sonucunda Romanya, Bulgaristan, Sırbistan, Gabon ve Dominik Cumhuriyeti gibi ülkelerin gerisine düştük? Ayrıca Hazine ve Maliye Bakanlığının iki gün önce yaptığı açıklamaya göre de merkezi yönetim brüt borç stoğu 30 Haziran itibariyle 2.026,8 milyar TL (2 trilyon 26 milyar 800 milyon lira)'ya ulaştı.Bu rakamlara göre merkezi yönetim brüt borç stoku son bir ayda 25,4 milyar lira arttı.Neden hızla borçlanıyoruz ve neden aynı hızla fakirleşiyoruz?

Bu soruların üzerine uzun uzun düşünmek mecburiyetindeyiz”. HALİL ASLANi

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.