Uşak Ufuk
24 Kasım 2020 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sahte ballara dikkat
10 Kasım 2020 Salı 9 :7:

Sahte ballara dikkat

Sahte ballara dikkat

Uşak Bal Üreticileri Birliği Başkan Yardımcısı Emekli Öğretmen Mehmet Samancı vatandaşları sahte ve şeker besleme ballara karşı uyardı. Piyasada bir çok yöntemden bahsedilse de sahte balın anlaşılmasının laboratuvar dışında mümkün olmadığını vurgulayan Samancı doğal bal almak isteyenlerin üreticileri tercih etmesini istedi. Marketlerde satılan ısıl işlem görmüş baldan uzak durulmasını öneren Samancı devletin de bu anlamda denetimlerini sıklaştırması gerektiğini belirtti. Yaklaşık 30 yıldır arıcılıkla uğraşan Samancı vatandaşları ısıl işlem görmüş bala karşı uyardı Samancı ; “Kış mevsimi geldi balı şifa olarak tüketeceğiz tabi bunun için önce balın orijinal bal olması lazım. Bu konu çok  ciddi, örneğin markete gidiyorsunuz bal alıyorsunuz marketteki bal ısıl işlem görüyor. Isıl işlem gören balın bütün özellikleri gidiyor. Isıl işlem görmesinin sebebi de bal çiçek balı ise kış mevsiminde donar yani kristalize olur, halkın çoğu bunun şeker verildiği için donduğunu sanıyor bunun şekerle uzaktan yakından alakası yok. Balın içindeki polen enzimlerin donar, donması iyi bir şey. Farklı çiçeklerin balı farklı donma özellikleri gösterir örneğin arı çiçek ve pamuk görmüş ise insanın ağzına toz şeker gibi gelir halbuki yüksek rakımların balı Ayçiçek ve Pamuk’tan uzak bölgelerin Kekik, Dilfil, Efenk  gibi çiçeklerin balları ise tereyağı gibi krem gibi donar.”

 

“BUGÜN HİÇ ARI GÖRMEDEN

 BİLE BAL YAPILIYOR”

“Ben alıcı olsaydım çevremden ham balı tercih ederdim”  diyen Samancı konuşmasını şu şekilde devam etti; “ Bu ne demektir arının orijinal olarak ürettiği bal ham baldır yani dolum tesisine girmemiş baldır. Şifa bu balın içindedir, proteinleri, polen enzimleri, bu ham balın içindedir. Bala ısıl işlem uygulandığında bu özelliklerini kaybeder artık sadece tatlı yemiş olursunuz. Bal çok hassas bir gıda suiistimale açık bugün hiç arı görmeden bile bal yapıldığını görüyoruz, yapıyorlar halka sunuyorlar bu balı tadar mısınız diyorlar yiyenler beğeniyor ancak bunun gerçek bal olmadığını duyunca şaşırıyorlar. Herkes kendine göre bir yöntem bulmuş  bazıları ip gibi akacak diyor, kimi kopya kalem ile kağıt üzerinde yazı yazarsa diyor ama bunların hiçbiri doğru değil. Bal ile ilgili test ancak laboratuvarlarda yapılır. İçindeki toksinler var mı yok mu en güveniliri budur. Herkesin böyle tahlil yapma şansı olmadığı için de vatandaşlar balı en iyi bildiği, güvendiği kişilerden alsınlar. Ham balı da sadece üreticilerden bulabilirler. Petekli ballarda sıkıntı olmaz ama onun da ortasındaki suni peteğin yenilmemesi lazım. Petekte kara kovan dediğimi bir bal var onda arı peteğin her şeyini kendi yapıyor bu da lifli yiyecek olması nedeniyle bağırsaklara faydalı olduğu söyleniyor. Ben petekli balı tercih etsem arının yaptığı kara kovan balı tercih ederdim.”

 

“-50 DERECEDE BİLE DONMAYAN

 BİR ŞEY GIDA OLAMAZ”

Glikozu çok sıkıntılı olarak niteleyen Samancı bisküviden baklavaya kadar akla ne geliyorsa ucuza mal etmek için, insan sağlığı ikinci plana atılarak şekerden çok daha ucuz olan glikozun diğer adıyla mısır şurubunun kullanıldığını  söyledi. Glikozun -50 derecede bile donmadığını hatırlatan Samancı; “Bu derecede donmayan bir gıda kimyasaldan başka ne olabilir. Bu glikoz veya mısır şurubu direk böbrekleri tahrip ediyor. Özellikle küçük çocukları olanlar bal alırken çok seçici olmalılar. Markaya da bakmasınlar önemli olan insanın kalbideki marka bu bozuksa adam öyle allıyor pulluyor ki, zehri paketleyip sana şifa diye satıyor.” Dedi.Samancı bu gıda denetimi hakkındaki sorunların çözülmesi isteniyorsa ciddi önlemler alınması gerektiğine vurgu yaptı. Samancı konuyla ilgili olarak Uşak özelinde şu öneriyi sundu ; “Valiliğin öncülüğünde bir masa oluşturulabilir. Gıda alanında uzman kişiler burada görev alabilir. Mesela arıcılık üzerinde arıcılar birliği var buradan bir temsilci alınabilir, Kuru Bakliyatcılardan, Zabıtadan, Sağlık Müdürlüğünden, Emniyetten olacak. Nasıl fırınlarda ekmekler denetleniyorsa bu da aynı şekilde denetlenmeli yoksa kendi geleceğimizi yok ediyoruz. Geleceğimizi sağlıksız bir nesle emanet etmek istemiyorsak çok gecikmeden bu tedbirleri almamız lazım.”

HABER: BERKAY ÖZYAYLA

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.