Uşak Ufuk
17 Ekim 2018 Çarşamba
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
STK temsilcileri ve muhtarlarla buluştu
20 Haziran 2018 Çarşamba 08:42

STK temsilcileri ve muhtarlarla buluştu

Eğer bunu ortaya koyar ve bu düşünce paralelinde oy kullanabilirsek birliğimizi ve beraberliğimizi korumuş oluruz.

Eğer bunu ortaya koyar ve bu düşünce paralelinde oy kullanabilirsek birliğimizi ve beraberliğimizi korumuş oluruz. Bunun birinci yolu şudur; herkesin karnının doyduğu bir Türkiye. Herkesin karnının doyduğu bir Türkiye'yi sosyal devleti yeniden inşa ederek kurabiliriz. Birisi sürekli yer, öbür taraftan binlerce insan sürekli, seyrederse o toplumda barışı sağlayamazsınız. O amaçla güçlü bir sosyal devlet inşa etmek durumundayız. Güçlü sosyal devlet, devletin zayıfın yanında durduğu devlettir. Yani herhangi bir vatandaş hastaneye gitti zaman iyi tedavi oluyorsa, çocuğunu rahat okula gönderebiliyorsa, çiftçi alın terinin karşılığını alabiliyorsa o devlet güçlü devlettir çünkü o devlet üreten devlettir. Üretme kadar değerli bir şey yoktur. Çiftçi, esnaf, işçi, bütün bunların tamamı alın teri dökerek üretirler. Üretmek alın teriyle olur. Bir de üretmeyen sınıf vardır. Üretmeyen sınıfın adına biz rantiye sınıf diyoruz. Yani alın teri dökmez. Bol parası vardır, bir tarafa koyar, kim isterse faizle parasını verir. Bunun için işçi, bunun için tarla, emek, traktör, mazot fiyatı, bunlarla hiçbir ilgisi yoktur rantiye sınıfının. Bu yaşadığınız düzende kim mutlu? İşçi memnun değil, emekli memnun değil, çiftçi, memnun değil, esnaf memnun değil. Kim memnun? Rantiye sınıfı memnun. Saydığım insanların tamamı alın teri dökerek kazanmaya çalışanlar. Rantiye sınıfı alın teri dökmüyor. Düzen rantiye sınıfına çalışıyorsa o zaman bu düzeni değiştirmek zorundayız. Rantiye sınıfını değil, üreten sınıfı öne alacağız. Sanayici fabrikada üretecek, sorunu varsa çözeceğiz. Yeter ki istihdam oluştursun, yeter ki çalışsın, üretsin, yeter ki ihracat yapsın. Çiftçi tarlaya gidecek, üretecek, çalışacak o da kazanacak. Tarım sektörü bütünü ülkelerde stratejik sektördür. Her insan beslenmek zorundadır. Beslenmemiz ise toprağa bağlıdır. Biz eğer samanı dışarıdan getiriyorsak, nohudu, mercimeği dışarıdan getiriyorsak, eti canlı hayvanı dışarıdan getiriyorsak önümüzde bir sorun var demektir" ifadelerini kullandı. Son 16 yılda yurt dışında bir grup faiz lobisine 151 milyar 34 milyon dolar para ödendiğini belirten Kılıçdaroğlu, ''Faize karşı değiller. Faizlilere, tefecilere çalışıyorlar. Son 16 yılda dışarıda bir grup faiz lobisine ödedikleri para 151 milyar 34 milyon dolar. Kim ödüyor faizleri? Hep beraber ödüyoruz. Faize karşıyız diyorlar. Niye ödüyorsun bu faizi? Borç aldım onun için. Peki borcu nerede kullandın? Bir de içeride ödenen faiz var. 687 milyar 124 milyon TL. İçeride bir grup tefeciye yedirilen faiz. Çiftçinin mazotu bekliyor. Onu indirmiyorsun. Tüyü bitmemiş yetimden vergi alıyoruz. Doğan çocuk vergi öder. Emzik alırsınız vergi ödersiniz, süt alırsınız vergi ödersiniz, su içersiniz vergi ödersiniz, vergi ödemediğiniz tek şey var, teneffüs ettiğiniz hava. Nereye gidiyor bu paralar? Bir avuç rantiyeciye ödendi. Düzen rantiyeciye çalışıyor. Her söylediğime laf yetiştiriyor ama bu konuda tek cümle kuramıyor. Londra'ya gitti beyefendi borç para almak için. Vermediler. Sonra Diyarbakır'a gitti, sonra bürokratlara gitti bize borç para verin diye. İçeriye gelince afradan tafradan geçilmiyor, 'biz faize karşıyız'. Niye Merkez Bankası faizi yükseltti. Bir değil iki sefer yükselti. Hani sen faize karşıydın, tefeciye karşıydın. nasıl oldu da koskoca Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tefecilere teslim ettin? Bunun için sosyal devlet olamıyoruz. Emekli bunun için hak ettiği parayı alamıyoruz. Çiftçi bunun için mazotu dünyanın en yüksek fiyatıyla satın alıyor. Beyefendilerinin yatına ÖTV'siz KDV'siz mazotu veriyor. Çiftçinin traktörüne vermem diyor'' şeklinde konuştu. ''Her şeyi mantık süzgecinden geçirmek zorundayız'' diyen Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti: ''Dönem kavga etmek dönemi değil, dönem düşünme dönemi. bilinçli olarak sandığa gitme dönemi. Tercihimizi bu çerçevede kullanacağız. Türkiye'de hiçbir makam ben hesap vermiyorum diyemez, dememeli. Seçimle kim geliyorsa her makam bulunduğu konuma uygun olarak hesabını vermek zorundadır. Bu kadar para toplanıyor, vergiler toplanıyor. Bu paraların nereye harcandığının hesabı verildi mi? Amerika'da, Japonya'da olsa kıyamet kopar. Cebinden değil de vatandaşın vergisinden harcıyorsan vatandaşa bunun hesabının verilmesi lazım. aksi halde olmaz." Kılıçdaroğlu, "Sosyal devlet garibanın yanında olan devlettir" diyerek, ''Gazi Mustafa Kemal bunu 'Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir' diye tanımlar. Çocuk esirgeme kurumlarında 18 yaşına gelince devlet onları kapının önüne koyar. Bunların hiçbirisi hayata tutunamaz. Dün Muharrem İnce bu konuya parmak bastı ve şunu söyledi, 'Ben Cumhurbaşkanı koltuğuna oturduğumda 18 yaşını dolduran annesiz, babasız, kimsesiz çocukların tamamını sınavsız devlete memur olarak atayacağım. Sosyal devlet budur. Sosyal devletin sahip çıkması lazım. Eğer sosyal devleti güçlendiremezsek iç barışı sağlayamayız'' diye konuştu. Eğitim konusuna da değinen Kılıçdaroğlu, bunun en ciddi sorunlardan birisi olduğunu kaydederek, ''Eğitim konusu en ciddi sorunlarımızdan birisidir. Hiçbir anne eğitim düzeninden memnun değil. 16 yılda 14 sefer eğitim politikası değişti. Kendi çocuklarını kobay olarak kullanan başka tek devlettir dünyada. Bu rezalete son vermemiz lazım. Bir partinin tek başına yapacağı kararlarla eğitim politikası oluşturulmaz. Bütün eğitim bileşenlerinin birleşmesi lazım. Çocuklarımız bütün sınavlarda başarısız oluyorlar. ben çocuklarımız daha iyi okusun, daha iyi yetişsin dediğimiz zaman hemen arkadan bir kara propaganda, 'CHP gelince imam hatip okullarını, ilahiyat fakültelerini kapatacak.' Niye kapatalım? Zaten kuran CHP. Genç imam hatiplerde yeni bir kuşak yetişiyor. Ülkesine, vatanına, bayrağına sahip çıkıyor ve 'Biz hiçbir zaman bir siyasi partinin arka bahçesi olmayacağız' diyorlar. Yürekli çocuklarımız. Bu ülkenin geleceği gençlerdir. Genler ne kadar iyi yetişirse Türkiye o kadar rahat edecektir'' açıklamalarında bulundu. Dış politikada ciddi sorunlar olduğunun altını çizen Kılıçdaroğlu, diğer devletlerle ilişkilerin düzeltileceğini vurgulayarak, ''Dış politikada da ciddi sorunlarımız var. Herkesle kavgalıyız. Peki biz ne yapacağız? Kavgayı bitireceğiz. Allah'ın izniyle Muharrem İnce Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturacak, Millet İttifakı da parlamentoda çoğunluğu alacak Göreceksiniz Türkiye nasıl şaha kalkıyor. Önce Ortadoğu'ya el atacağız. Ortadoğu'da terörü bitireceğiz, Müslüman kanının akmasına da son vereceğiz. Ortadoğu Barış ve İşbirliği Teşkilatını kuracağız. Türkiye, Irak, İran ve Suriye bir araya geleceğiz. Niye kavga ediyoruz? Ortadoğu'nun tamamını yeniden inşa edeceğiz. Gidip Londra'da birilerine ter dökmeyeceğiz borç para verin diye. Alın teri dökeceğiz, Ortadoğu'yu inşa edeceğiz ve Türkiye'yi dolara boğacağız. Devlet nasıl yönetilir biz biliriz. Her kuruşun hesabını veren bir ahlak üzerine siyaset inşa edilmek zorundadır. Siyasette liyakat yoktur, devlette liyakat vardır. Neden? Devlet bakidir. Siyaset devleti yönetmek için gelir, devlet olmak için değil. Devletle hükümet arasında bu kadar köklü ayrım vardır. Bir hükümet ne zaman ki ben devlet olacağım diyorsa orada devlet biter. O nedenle biz tek adam rejimine karşı çıktık ve doğru değildir dedik. Liyakat esasına göre demokratik parlamenter sistem olsun dedik. Cumhurbaşkanları dünyanın her tarafında hakim tayin ederler. Ama bir Cumhurbaşkanı bir partinin genel başkanıysa hakim tayin ettiğinde o hakime kimse güvenmez. O açıdan Cumhurbaşkanlarının tarafsız olması lazım. Ev içeriden çürüyor. Demokrasi içeriden çürüyor. Ayağa kaldırmamız lazım. Türkiye'nin yeni bir değişime ve dönüşüme ihtiyacı var'' dedi. ''Ocak ayında asgari ücretler vergisiz 2 bin 200 TL olacak'' ''Eğer kul hakkı yiyenlere oy verirseniz harama ortak olursunuz'' diyen Kılıçdaroğlu, ''Ocak ayında asgari ücretler vergisiz 2 bin 200 TL olacak. Çiftçiye mazot 3 TL olacak Dünyanın en pahalı mazotunu satıyor. Üretecek bu adam, alın teri dökecek. Ne olursa olsun hep birlikte mücadele edeceğiz. Ben bunları söyleyince ''Para yok, nereden bulacaksın?'' diyorlar. Tefeciye vereceğim parayı alın teri dökene vereceğim. Onlar tefeciye çalışacak, biz bu ülkenin insanına çalışacağız. 79 yılda bütün hükümetlerin harcadığı para 713 milyar dolar. 713 milyar dolarla Sümerbanklar, Etibanklar yapıldı. Uçak fabrikalarının temeli atıldı.Keban, Karakaya barajı yapıldı, Telekom kuruldu, Kıbrıs Çıkarması oldu, Amerika ambargo uyguladı ve 713 milyar dolar para harcandı. Son 14 yılda harcanan para 2 trilyon 94 milyar dolar. Bu para nereye harcandı? Eğer kendi vicdanımıza bu soruyu sorup sandığa öyle gidersek emin olun bu Cumhur İttifakı 1 oy bile alamaz. Kul hakkı yemek en büyük günahtır diyoruz. Eğer kul hakkı yiyenlere oy verirseniz harama ortak olursunuz'' şeklinde konuştu. 

İHLAS HABER AJANSI

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ