Uşak Ufuk
20 Mayıs 2019 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
ÜRETİM OLMAZSA GELİŞİM OLMAZ
16 Mayıs 2019 Perşembe 08:00

ÜRETİM OLMAZSA GELİŞİM OLMAZ

Uşak Hayvancılık Kooperatifleri Birliği (HAYKOP) Başkanı Himmet Özdemir, dünya çiftçilik günü nedeniyle yaptığı açıklamada, üretimin daha önceki yıllara göre azaldığını ve bunun artmaması durumunda, üreticinin ve tüketicinin ciddi anlamda zarar edeceğini

Uşak Hayvancılık Kooperatifleri Birliği (HAYKOP) Başkanı Himmet Özdemir, dünya çiftçilik günü nedeniyle yaptığı açıklamada, üretimin daha önceki yıllara göre azaldığını ve bunun artmaması durumunda, üreticinin ve tüketicinin ciddi anlamda zarar edeceğini söyledi. Uluslararası Tarım Üreticileri Federasyonu (IFAP)’ nun kararı ile 1984 yılından bu yana, 14 Mayıs “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlandığını ifade eden Himmet Özdemir,  bu kapsamda dünyanın birçok yerinde farklı etkinlikler düzenlendiğini kaydetti. 

Himmet Özdemir, “Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü(FAO) verilerine göre tarımsal hasıla bakımından Türkiye, dünyada yedinci, Avrupa’da ise ilk sırada yer alıyor. Bu veriye bakılsa çiftçilerimizin sadece 14 Mayıs’ta değil, günlerce kutlamalar yapması beklenirdi. Fakat, gerçekte pek kutlanacak bir durum yok. Çünkü tarımdaki istihdam her geçen gün artıyor. Köylerde genç nüfus sürekli azalıyor ve insanlar tüketime ciddi anlamda rağbet gösteriyorlar. Bunlar işin sosyal boyutu ve bunun bir de yönetimle ilgili kısımları var. Maalesef ülkemizde tarım yeterince teşvik edilmiyor ve her geçen gün köylü toprağını terk edip, büyük şehirlerde iş bulup çalışmayı son çare olarak görüyor. Köylünün veya çiftçinin bittiği bir toplum, her zaman için sefalete ve açlığa mahkumdur. Şu anda pazaryerindeki fiyatlardaki pahalılıktan tutun da doların bu denli yukarılara çıkmasındaki en önemli faktörlerden biri de tarımsal üretimdeki azalmadır” dedi. 

 

Tarım ve hayvancılığın stratejik sektör olduğunu kaydeden Himmet Özdemir, “İnsan ömrü boyunca altını, doları, lüks otomobili veya lüks evleri olmasa yaşabilir. Buğdayı, unu veya ekmeği olmadan yaşayamaz. Bu nedenle tarım dünyanın gelişmiş ülkeleri tarafından her geçen gün geliştirilen ve bu noktada büyük AR-GE çalışmaları yapılan önemli sektörlerin başında geliyor. Dünyanın büyük şirketlerine veya ülkemizdeki dev holdinglere bakın. Mutlaka ama mutlaka önemli ve reklamı bol yapılan gıda ürünlerini sattıklarını göreceksiniz. Çünkü onlar bu işin önemini biliyor ve bu noktada yatırım yapıyor. Fakat bizi üzen, tarımı gerçek anlamda icra etmesi gerekenlerin bu sektörden kaçmalarıdır. Onların da haklı olduğu bazı konular var. Ürettiği ürünü, hayvanı veya sütü para etmediği için bırakanların sayısı da bir hayli fazla. Burada devletimize büyük görevler düşüyor. Tarımdaki üretim ve istihdam bazındaki daralmayı çözecek politikalar geliştirilmesi gerekiyor” diye konuştu. Himmet Özdemir, “Tarım sektörünün ekonomideki ağırlığı her geçen yıl azalıyor. Türkiye İstatistik Kurumu(TÜİK)verilerine göre tarımdaki büyüme, genel ekonominin gerisinde. 2017 yılında ekonomi yüzde 7.4 büyürken, tarımdaki büyüme yüzde 4.9 oldu. 2018’de ise,ekonomi yüzde 2.6 büyürken, tarımdaki büyüme yüzde 1.3’te kaldı. Tarımın Gayri Safi Yurtiçi Hasıla(GSYH) içindeki payı da düşüyor. 2010 yılında yüzde 9 olan bu pay, 2011’de yüzde 8.2’ye,2012’de yüzde 7.8’e ve ertesi yıl yüzde 6.7’ye geriledi. 2017’ye kadar yüzde 6 seviyelerinde seyrederken 2018’de yüzde 5.8 ile en düşük seviyeye indi. İstihdamda da tarımın payı azalıyor.Tarım sektörünün 2010 yılında yüzde 23.3 olan istihdamdaki payı 2016’da yüzde 20’nin altına düşerek yüzde 19.5 oldu. 2018’de ise bu oran yüzde 17.3’e geriledi. Dış ticaret verileri hesaplama yöntemine göre farklılık göstermekle birlikte, ithalatla ihracat genellikle başa baş gerçekleşiyor. 2018 verilerine göre, gıda maddeleri ihracatı 17 milyar 389 milyon dolar, hammaddeler ihracatı ise 1 milyar 115 milyon dolar olmak üzere 18 milyar 504 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirildi. İthalatta bakıldığında, gıda maddeleri ithalatı 12 milyar 499 milyon dolar ve tarımsal hammaddeler ithalatı 5 milyar 756 milyon dolar olmak üzere toplamda 18 milyar 255 milyon dolarlık ithalat yapıldı.Bu rakamlar da gösteriyor ki, tarımsal hammaddelerde dışa bağımlı ve dış ticaret açığı veren Türkiye, gıda ürünlerinde net olarak dış ticaret fazlası veriyor” dedi. Himmet Özdemir, şöyle devam etti: “Hem üretim alanlarının daralması, hem de çiftçi sayısındaki düşüş tarımda bir üretim sorunu olduğunu açıkça gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2002 yılında 26 milyon 579 bin hektar olan ekim alanları 2018’de 23.2 milyon hektara geriledi. Üretim alanları daralıyor.

Üretim alanları daralırken çiftçi sayısı da azalıyor. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre, 2003 yılında Çiftçi Kayıt Sistemi’nde 2 milyon 765 bin 287 çiftçi kayıtlı iken, 2017 yılında bu sayı 2 milyon 132 bin 491 kişiye geriledi. Çiftçi Kayıt Sistemi’ne tarımsal destek almak için kayıt yapılıyor. Arazisi küçük olduğu için ve kayıt yapmaya gerek görmeyen küçük çiftçilerin sektörden daha çok çekildiği dikkate alındığında çiftçi sayısındaki düşüş daha yüksek olduğu söylenebilir. Tarımsal hasıla bakımında Avrupa’da birinci,dünyada yedinci ülke olmakla övünürken dolar bazında değerlendirildiğinde tarımsal hasılada da ciddi düşüş var. Türkiye’nin 2010 yılında tarım hasılası 52 milyar 592 milyon dolar iken, 2018’e gelindiğinde 42 milyar 517 milyon dolara gerilediği görülüyor. Yoğun nüfus artışı dikkate alındığında tarımsal üretimin 2010’dan 2018’e kadar 10 milyar dolarlık düşüş kaydetmesi üretimdeki düşüşü gösteriyor.  Üretim azalırken ne yazık ki uygulanan ithalat politikası ile soğan,patates bile ithal ediliyor. Türkiye’nin ithal etmediği tarım ürünü kalmadı” şeklinde konuştu. HALİL ASLAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ