Uşak Ufuk
19 Kasım 2019 Salı
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
UŞAK EĞİTİM BİR SENDEN KAYNAK KİTAP TEPKİSİ
07 Kasım 2019 Perşembe 08:30

UŞAK EĞİTİM BİR SEN'DEN KAYNAK KİTAP TEPKİSİ

UŞAK EĞİTİM BİR SEN'DEN KAYNAK KİTAP TEPKİSİ

Eğitim Bir Sen Uşak Şube Başkanı Bilal Kara, ders kitaplarının içerik olarak niteliksiz ve özensiz olduğunu ve bunun mutlaka çözülmesi gerektiğini söyledi. Kaynak kitapların veliler için ayrı bir yük olduğunu dile getiren Bilal Kara, “Nitelik sorunu artık velinin cebini rahatlatmıyor, bilakis yükünü artırıyor. Öğretmenleri de velileri de yardımcı kaynak kitaplara iterek, yardımcı kaynak kitap endüstrisini besliyor. Ders kitaplarında olması gerekirken olmayan bilgilerin yardımcı kaynak kitaplarda işlenmesi, bir istismar zemini üretiyor; devleti israfa, vatandaşı masrafa sokuyor. İsrafı engellemek, ücretsiz ders kitabının amacına ulaşmasını sağlamak için, ders kitaplarının hazırlanış sürecinden ihale sürecine kadar titiz bir denetime tabi tutulması gerekiyor. Ücretsiz dağıtılan kitapların kalitesi kaynak kitaba ihtiyaç bırakmayacak şekilde artırılmalı, istismar önlenmeli; devlet israftan, vatandaş masraftan kurtarılmalıdır” dedi. Ders kitaplarının ücretsiz dağıtılması uygulamasına değinen Bilal Kara, “AK Parti hükümetleri döneminde başlatılan ders kitaplarının ücretsiz dağıtılması faydalı, ebeveynlere nefes aldıran örnek bir uygulamaydı. Eğitim masrafları kaleminde oldukça ciddi bir yekûn tutan bu ders kitaplarının devlet tarafından karşılanmasıyla vatandaşın cebinin de kafasının da rahatlatılması amaçlanmıştı. Ancak ücretsiz dağıtılan ders kitaplarındaki nitelik sorunu bu amacın çok uzağında kalınmasına neden oldu. Biz dağıtılan ders kitaplarının içerik olarak niteliksiz, özensiz, yetersiz olduğunu defalarca ifade ettik ve bakanlığı uyardık. Nitelik sorunu artık velinin cebini rahatlatmıyor, bilakis yükünü artırıyor. Öğretmenleri de velileri de yardımcı kaynak kitaplara iterek, yardımcı kaynak kitap endüstrisini besliyor. Ders kitaplarını hazırlayan yayınevlerinin bir de yardımcı kaynak kitapları hazırladığı çarpık bir düzen oluşuyor. Ders kitaplarında olması gerekirken olmayan bilgilerin yardımcı kaynak kitaplarda işlenmesi, bir istismar zemini üretiyor; devleti israfa, vatandaşı masrafa sokuyor” ifadelerini kullandı. 

Ders kitapları hazırlanış sürecinden ihale sürecine kadar titiz bir denetime tabi tutulmalıdır

İsrafı engellemek, ücretsiz ders kitabının amacına ulaşmasını sağlamak için ders kitaplarının hazırlanış sürecinden ihale sürecine kadar titiz bir denetime tabi tutulması gerektiğini vurgulayan Bilal Kara, “Bu konuda, özellikle bakanlık, eğitimin paydaşlarıyla istişare içinde olmalı, tespit ve önerileri dikkate almalı, gereğinin yapılması için mevzuya ciddiyetle yaklaşmalıdır. Biz diyoruz ki ücretsiz dağıtılan kitapların kalitesi kaynak kitaba ihtiyaç bırakmayacak şekilde artırılsın, istismar önlensin; devlet israftan, vatandaş masraftan kurtarılsın” şeklinde konuştu.

 

Kadına yönelik şiddete de İstanbul 

Sözleşmesi’ne de karşıyız

Aile içi şiddetin, özellikle de kadına yönelik şiddetin son derece ciddi bir sorun olduğunu kaydeden Bilal Kara, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kadına şiddet, geleneğimiz, kültürümüz, örfümüz ve inancımızla çelişmektedir. Şiddet, hayatın her alanında karşımıza çıkan büyük bir sorundur. Okulda öğretmene, hastanede sağlık çalışanına, evde kadına ve çocuğa yönelen şiddetle mücadele edilmesi gerekiyor. Biz, kime yöneldiğine ve kimden geldiğine bakmaksızın şiddetin her türüne karşıyız ve şiddet kültürüyle mücadele edilmesi gerektiğini savunuyoruz. Şiddetle mücadelede yasaların tek başına caydırıcı ve etkili olmadığını açık ve net bir şekilde gördük, görüyoruz. O nedenle, şiddetle mücadelede en etkili aracın eğitim olduğunu düşünüyoruz. Tahammül kültürünü geliştirmek, güçlünün erdeminin zayıfı korumakta olduğunu anlatmak; kin, nefret ve intikam duygusunun inancımız ve örfümüzle uyuşmadığını öğretmek, şiddete karşı güçlü bir kültür üretmek zorundayız. Ancak yaşanan şiddet olaylarını, genel olarak şiddet başlığı altından çıkararak cinsiyete indirgeyen anlayışları ise sorunlu ve sorumsuz olarak görüyoruz. Nasıl ki erkeğe yönelik şiddet cinsiyetleştirilmiyorsa, kadına yönelik şiddeti de cinsiyet temelli ele almak doğru değildir. Kadınlara yönelen şiddeti cinsiyet ideolojisi üretmeye malzeme kılan küresel feminist ve eş cinsel lobinin dayattığı kavram ve söylemlerden, mevzuat ve projelerden uzak durmalıyız. Bu bağlamda, Türkiye’nin, İstanbul Sözleşmesi’ni kamuoyunda tartışmadan, hukuki ve toplumsal yapımızı dikkate almadan, çekincesiz olarak imzalayıp onaylayan ilk ülke olmasını ‘devletin gaflete düşmesi’ olarak yorumluyoruz. Çünkü görüyoruz ki İstanbul Sözleşmesi’yle birlikte dayatılan toplumsal cinsiyet aldatmacası kadını koruyamadığı gibi aileye de zarar veriyor; medeniyet değerlerimizle, inancımızla ve kültürümüzle açıkça çelişiyor. ‘Toplumsal cinsiyet eşitliği’, ‘cinsel yönelim’, ‘cinsel eğilim’, ‘toplumsal cinsiyet kimliği’ gibi kavramlar sadece biyolojik cinsiyete değil, aynı zamanda insanın varoluşuna saldıran bir zemini inşa ediyor. 2011’de yetkililerin şerhsiz imzalamakla övündüğü İstanbul Sözleşmesi’ne Azerbaycan, Rusya Federasyonu, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Letonya, Litvanya, Polonya, Romanya ve Slovakya karşı çıkmıştır.” BERKAY ÖZYAYLA

 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ