Uşak Ufuk
19 Eylül 2020 Cumartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
UŞAKTA ORGAN NAKLİ İÇİN FARKINDALIK
09 Aralık 2019 Pazartesi 07:00

UŞAK'TA ORGAN NAKLİ İÇİN FARKINDALIK

Uşak İl Sağlık Müdürlüğü ve Uşak Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü işbirliği ile Uşak Üniversitesi Sağlık Topluluğu tarafından “Organ Bağışı ve Organ Nakli Farkındalık Eğitimi” adlı etkinlik gerçekleştirildi.

Uşak İl Sağlık Müdürlüğü ve Uşak Sağlık Yüksekokulu Hemşirelik Bölümü işbirliği ile Uşak Üniversitesi Sağlık Topluluğu tarafından “Organ Bağışı ve Organ Nakli Farkındalık Eğitimi” adlı etkinlik gerçekleştirildi.  Recep Tayyip Erdoğan Kongre ve Kültür Merkezi T6 nolu salonda gerçekleşen konferansa Uşak Üniversitesi Tıp Fakültesi Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Şahin Bozok konuşmacı olarak katıldı. Prof. Dr. Bozok, Türkiye’de organ nakli kimlere yapılır, nasıl yapılır ve organ bağışının önemi hakkında bilgi verdi. Prof. Dr. Bozok, beyin ölümünün, beyin fonksiyonlarının tamamen geri dönüşümsüz kaybolmasıyla başladığını ve 72 saat içinde organ bağışı yapılamazsa kalbin de durmasıyla organların işlevsiz hale geldiğine dikkat çekti. Konferansın sonunda Sağlık Yüksekokulu Öğretim Görevlisi ve topluluk danışmanı Öğr. Gör. Dr. Şeyma Çatalgöl, Prof. Dr. Şahin Bozok’a, Sağlık Hizmetleri Araştırma ve Uygulama Merkez Müdürü Öğr. Gör. Halime Kaçar ise Organ ve Doku Nakil Hemşiresi Sibel Dinç’e üniversitemiz adına teşekkür belgesi takdim etti. Ayrıca etkinlik kapsamında Uşak Üniversitesi Bir Eylül kampüsüne stand kuruldu ve  organ ve doku  bağışı alındı. Standa Sibel Dinç tarafından konu hakkında bilgi verildi. 

 

UŞAK İL SAĞLIK MÜDÜRÜ DR.  KAVAS, ORGAN BAĞIŞININ ÖNEMİNE DEĞİNDİ

Öte yandan Uşak İl Sağlık Müdürü Dr. Sedat Kavas, organ bağışının önemine değindi. Kavas, “Organ bağışındaki yetersizlik, dünyada ve ülkemizde en önemli sorunlardan biridir. Son verilere göre şu anda yaklaşık olarak 25.000 kişi kadavradan bağış ile nakil olabilmek için  beklemektedir. Ülkemizde kadavra organ bağışı az olduğu için canlıdan canlıya nakiller çok daha fazla yapılmaktadır. Organ bağışının artması için toplumda her bireye önemli görevler düşmektedir. İnsanlar genellikle hayattayken organlarının bir parçasını sevdikleri kişiye vermekten çekinmemektedir.  Kişinin hayatını kaybettikten sonra organ bağışlama fikrine henüz yaşarken sıcak bakması çok daha önemlidir. Hayatını kaybeden bir insan; böbrek, karaciğer, akciğer kalp, bağırsak, pankreas ya da kornealarını bağışlayarak birçok insana  sağlıklı bir hayat armağan edebilir. Organların toprağa değil umutla bekleyen kişilere kısacası “hayata” bağışlanması gerekir.” dedi. Kavas, şöyle konuştu: “Bebeklerde ve çocuklarda doğuştan ya da sonraki dönemlerde gelişen bazı sebepler nedeniyle böbrek ve karaciğer yetmezlikleri sık görülebilmektedir. Akraba evlilikleri de bu tür hastalıkların oluşmasında önemli bir etkendir. Büyüme geriliği ve kalıcı problemler oluşmadan nakil operasyonunun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Ancak günümüzde bağış yetersizlikleri birçok çocuğun da hayatını kaybetmesine yol açabilmektedir. Oysa ki başarılı bir şekilde nakli gerçekleştirilen ve muayene takibi yapılan çocuklar yaşamlarına sağlıklı bir şekilde devam edebilmekte, organ nakli ile hayata yeniden sarılabilmektedir”. Kavas, “18 yaşını doldurmuş ve akli melekelere sahip her birey kendi isteği ile bağışta bulunabilir. Eğer bir kişi organ bağışında bulunmak istiyorsa eğitim ve araştırma hastanelerine, organ nakli yapan tüm kamu ve özel hastanelerin organ nakil koordinatörlerine başvurabilir. Organ bağışı yapmak için iki şahit huzurunda bir form doldurulması yeterlidir. Kişi hayattayken organlarını bağışladığı için kendisine bunu ibraz eden bir kart verilir. Daha sonra bu veriler Sağlık Bakanlığı’nın sistemine kaydedilmektedir. Organ bağışından vazgeçilmesi durumunda aileye bildirilmesi ya da Türkiye Organ Bağışı Bilgi Sistemi'nden kaydını sildirmesi yeterlidir.Hukuki açıdan bir kişi akıl sağlığı yerindeyken organlarını bağışlamışsa ve bu kartı taşıyorsa bu kişinin organları öldükten sonra alınabilir. Ancak ülkemizde organların resmi olarak bağışlanması ve bağış kartı alınmasının yanında ölen kişinin aile bireylerinin de onayı gerekir. Vefat etmiş olan kişi eğer organlarını bağışlamışsa, bu kişinin birinci derece yakınlarından etik olması için de onay alınmaktadır. Dolayısıyla organ bağışı yapan kişiler bu konuyu mutlaka ailesiyle de paylaşmalıdır. Bağış yapmış bir kişinin organlarının alınabilmesi için o kişinin tıbbi olarak hayatını kaybetmiş olması gerekir. Tıbbi ölüm, beyin ölümüdür. Bitkisel hayat tıbbi bir ölüm değildir. Kişinin şuuru açık olmasa da, solunum makinesine bağlı olsa da eğer o kişi bitkisel hayatta ise o kişinin organları alınmamaktadır. Beyin ölümü kararı; kardiyolog, nörolog, nöroşirurji ve anestezi uzmanlarından oluşan, organ nakli ekibi dışında başka bir ekip tarafından verilir. Kişiyi her bir uzman ayrı ayrı değerlendirir. Beyin ölümünün tespitiyle ancak bu kişi donör adayı olabilir” dedi. HALİL  ASLAN

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ