Uşak Ufuk
16 Eylül 2019 Pazartesi
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
YÜKSEL, SUYUN ÖNEMİNE DEĞİNDİ
03 Nisan 2019 Çarşamba 08:25

YÜKSEL, SUYUN ÖNEMİNE DEĞİNDİ

Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Yüksel, suyun önemi ve korunmasıyla ilgili bazı açıklamalarda bulundu.

Uşak Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Hasan Yüksel, suyun önemi ve korunmasıyla ilgili bazı açıklamalarda bulundu. Su kıtlığı riskinin bulunduğunu kaydeden Hasan Yüksel, “DSİ verilerine göre ülkemizde kişi başına düşen yıllık kullanılabilir su miktarı yaklaşık 1.350 m3’tür ve Türkiye su azlığı yaşayan bir ülkedir. 2030 yılında ülke nüfusumuzun 100 milyonu bulması öngörülmektedir. Bu durumda kişi başına düşen su miktarı 1100 m3’e düşecek ve su kıtlığı yaşanabilecektir. Kentlerimizde sağlanan suyun şebekelerdeki yetersizlikler nedeniyle kaybolduğu görülmektedir. Bu konuda belediyelerin daha fazla yatırım yapmasına ihtiyaç vardır. Örneğin, 2017 verilerine göre Ankara’da %36, İstanbul’da % 24, Mardin’de %77, Mersin’de %41, İzmir’de %30, Van’da %64, Sakarya’da %50, Gaziantep’te %40, Balıkesir’de %49, Antalya’da %35, Gümüşhane’de %72, Zonguldak’ta %61 oranında su kaybı olduğu öngörülmektedir. Bu oranlar maliyetle temin edilen suların hedefe ulaşmadan kaybolduğunu göstermekte, hem doğaya hem de belediye bütçelerine yük getirmektedir. Yapılacak teknik alt yapı çalışmaları ile kayıp oranları %20 ve altına çekilebilecektir. Su fakirliği riski bulunan ülkemizde kayıp oranlarını azaltmak ivedi bir ihtiyaçtır.” Dedi. 

“Su fakiri olmaya aday ülkemizde su kalitesine bakıldığında yüzey sularının %79’u kirlenmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre 141 yüzey suyunun %43,3’ü çok kirlenmiş suyu tanımlayan 4.sınıf kalitede, %19,9’u kirlenmiş suyu tanımlayan 3. sınıf kalitede ve %15,6’sı az kirlenmiş suyu tanımlayan 2. sınıf kalitededir. Yüzey sularımızın sadece %21,3’ü yüksek kalite suyu tanımlayan 1. sınıf kalitededir” diyen Hasan Yüksel, şöyle söyledi: “Yüzey sularımızın kirlenmesinin nedenleri arasında evsel ve endüstriyel atıksuların yeterli arıtılmaması veya arıtım yapılmadan alıcı ortama (yüzey sularına) deşarjı, gereğinden fazla zirai ilaç ve gübre kullanımı, katı atıkların vahşi depolanması ve deniz suyunun akarsuya karışması vardır. Yer altı sularımız gittikçe azalmakta ve aynı zamanda yine atıksular, endüstriyel ve tarımsal faaliyetler nedeniyle kirlenmektedir.  Örneğin, Meriç – Ergene havzasında bulunan yeraltı sularının yarısının  tükenmeye başladığı ve tamamının kirlenmiş olduğu görülmektedir. Aydın ve Denizli illerini de kapsayan Büyük Menderes havzasında yer altı sularının yarısı, İzmir’in de bulunduğu Küçük Menderes havzasında yer altı sularının yaklaşık üçte ikisi, Manisa’yı da kapsayan Gediz havzasının yer altı sularının yaklaşık dörtte biri, Bursa’yı kapsayan Susurluk havzasının yer altı sularının üçte ikisi yoğun miktarda kirlenmiştir.  İzinsiz kuyular ve izin verilenin çok üzerinde kuyulardan su çekilmesi yeraltı sularının azalmasının ana nedenleri arasındadır. Öte yandan, yeterli denetim yapılmaması da bu durumu daha da arttırmaktadır. Adapazarı, Eskişehir, Ankara illerini de kapsayan Sakarya, Afyonkarahisar’ı kapsayan Akarçay, Manisa, Uşak ve İzmir’i kapsayan Gediz havzalarında çok hızlı bir şekilde yer altı suyu seviyesi azalmaktadır. Konya bölgesinde yer altı suyu seviyesinin 150 metreden fazla düşmesi nedeniyle 300’ü aşkın obruk oluşmuş ve bu durum evlerin çökme riskini de arttırmıştır”. Hasan Yüksel, “Türkiye’deki İçme Suyu Kaynakları ve Arıtma Tesislerinin Değerlendirmesi için Teknik Destek Projesi Raporundan alınan verilere göre Türkiye’de 2017 yılında toplam yüzey su kaynağı sayısı 508’dir. Ayrıca, toplam içme suyu arıtma tesisi sayısı 489’dur. Bu tesislerin 397’si aktif ve 92’si planlama, yapım aşaması veya hizmet dışı olmasından dolayı aktif değildir. Bu verilere istinaden içme suyu arıtma tesislerinin %20 si aktif değildir. İçme suyu arıtma tesislerinin yapımı sırasında ihtiyacın çok altında veya çok üstünde tasarımının yapılması, Yönetmelik çerçevesinde standart olarak belirlenen parametrelerin arıtımının yapılmaması ve altyapı sorunlarının olmasından dolayı içme suyunda sorunlar yaşanmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı  tarafından yapılan bir araştırmaya  göre, 2015 yılında işletmede ve inşa halinde olmak üzere 1127 evsel/kentsel atıksu arıtma tesisi (AAT) tespit edilmiştir. Bu tesislerden 320’sinin verimli işletilebilmesi için düşük maliyetli (<250 bin TL) bir bakım&onarım yapılması gerekirken 120 AAT’de daha büyük maliyetli revizyon yapılması gerekmektedir. 112 AAT ise atıl durumda olduğundan yeniden inşa edilmesi gerektiği belirlenmiştir. Atıksu arıtma tesislerini inşa edilmesi atıksuyun arıtıldığı anlamına gelmemektedir. Atıksuların standartlara uygun arıtımının sağlanması önemlidir.Atıksu Arıtma Tesisleri’nin 552’si sağlıklı çalışmamakta, arıtma yapamamakta ve derelerimizi, denizlerimizi kirletmektedir. Ayrıca, ülkemizde evsel ve endüstriyel atıksuların yeniden kullanım oranı %1’in altındadır.İklim değişikliğine uyum ve su kıtlığı riski göz önünde bulundurularak arıtılan atıksuların kentlerde tekrar kullanım oranı %1’de yukarılara çekilmeli, kent içerisindeki park bahçe sulama faaliyetlerinde değerlendirilmelidir.” Dedi.  Yüksel, “Endüstriyel atıksuların arıtılmadan doğaya deşarjı veya uygun arıtımın yapılmamasından dolayı Organize Sanayi Bölgelerine (OSB) büyük görev düşmektedir. Türkiye’de 309 tane OSB bulunmaktadır. 2017 verilerine göre, 309 tane OSB’sinin 186 tanesi faal, 32 tanesi inşaat aşmasında, 15 tanesi plan aşamasında, 38 tanesi kamulaştırma aşamasında, 3 tanesinin durum bilgisi bulunmamakta ve 35 tanesinde veri yoktur. 186 tane faal olan OSB’lerin 105 tanesinde merkezi atıksu arıtma tesisi ve 95 tanesinde çevre yönetim birimi bulunmamaktadır.” Şeklinde konuştu. 

HABER: BERKAY ÖZYAYLA

 
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
ÜYE İŞLEMLERİ