• BIST 5.005,30
  • Altın 1075.667
  • Dolar 18.6377
  • Euro 19.6256
  • İstanbul 15 °C
  • Ankara 6 °C

Enflasyonda ilk beşteyiz

Enflasyonda ilk beşteyiz
Enflasyonda ilk beşteyiz

CHP Uşak Merkez İlçe Başkanı Uğur Dümen, hazinenin artık gücünün tamamen tüketildiğini ve önümüzdeki günlerde Türkiye’nin hepten dar boğaza gireceğini savundu. Konuyla ilgili bir açıklama yapan CHP Uşak Merkez İlçe Başkanı Uğur Dümen, “Atama bakanlarda sarayın kibirlisine sadakat çok, ama liyakat yok. Tek kişilik yönetimin hayata geçtiği 2018’den beri ülke savruluyor. Durduk yerde saray mamulü bir kriz çıkardılar. Paramızı pul ettiler. Pahalılık aldı yürüdü, milleti ezdi. Pahalılıkla baş edemeyen hükümet, şimdi 500 liralık banknot basacakmış. Bugün en büyük banknotumuz 200 Lira. 200 liralık bu banknot, 2009 Ocak ayında tedavüle girdi. O gün 200 liraya aldığımız mal ve hizmeti, bugün almak istesek, cebimizde 400 değil, 600 değil, 800 değil, 1000 değil. Tamı tamamına 1.049 lira olmak zorunda. Yani iki 500’lük banknot yetmiyor, üstüne bir de 50 liralık banknot daha koymak gerekiyor. İşte ülkede saray mamulü hayat pahalılığı bu halde” dedi. 

“Son sekiz ayda, ekonomisi iflas etmiş Arjantin’in Pezosu, dolar karşısında yüzde 14 değer kaybetti” diyen Dümen, şöyle devam etti: “Ukrayna’yı işgal eden ve bu nedenle de dünyanın yaptırım uyguladığı Rusya’nın Rublesi, dolara karşı yüzde 9 değer yitirdi. Aynı dönemde Türk Lirası dolar karşısında; yüzde 44 değer kaybetti. Yani ülkesini kötü yönetip, parasını pul etmede şampiyonluk Türkiye’deki hükümette… Ama ekonomiden mesul olan atama Nebati Bakan, “Karamsarlar yolumuzdan çekilin, biz ecdadımız gibi gemileri karadan yürütürüz” diye, hamaset peşinde. Dedik ya; bunlar iş yapmıyor, sadece algı yönetiyor. Türk Lirası Eylül başından bu yana, sadece dolara karşı değil, Suudi Arabistan Riyali’ne karşı da, yüzde 44 değer kaybetti. Şimdi, Ramazan sonrası umreye gidecekler, Diyanet’in yüzde 150’yi bulan zamlarıyla şok oldu. Bu hükümet, insanları umre yapamaz hale düşürdü”.

Dümen, “Akıl ve bilimle kavgalı bir hükümet elinde ülkemiz perişan oldu. Ünlü bir İngiliz gazeteci ve yayıncının dediği gibi; “Bilgi, domatesin sebze değil meyve olduğunu bilmektir. Akıl ise onu meyve salatasının içine doğramamaktır.” Saray Hükümetinde ne bilgi var, ne de akıl. Bu nedenle her şeyi birbirine karışmış vaziyette. Sarayın bilgisizliğinin ve akılsızlığının faturası milletimize çıkıyor. 2023 hedefleri diye milletin yıllarca gözünü boyadılar. Hala da “2023 hedeflerini tutturacağız” diye konuşup bu milleti aldatmaya uğraşıyorlar. İlk 10 ekonomi arasına girecektik 2023’te. İşte 2023 geldi, kapımıza dayandı. Uluslararası kuruluşların bu ay içinde yayımladığı son tahminlere göre, “Türkiye 2021 yılında dünyadaki en büyük ilk 20 ekonomi liginden düştü”. Saray’ın ilk 10’a girmeyi vadettiği 2023 yılında ise, Türkiye’nin bu en büyük ekonomiler liginde 23. sıraya düşeceği tahmin ediliyor. Oysa Türkiye, daha AK Parti’nin siyasette adı bile yokken, dünyanın en büyük 20 ekonomisi arasındaydı. 1990’da ilk 20 ekonomi arasına girdik. 1999 yılında da o zaman kurulan G-20 ligine kabul edildik. 2002’de iş başına geldiklerinde fert başına gelir sıralamasında ülkemiz 73. sıradaydı, 20 yıl bu ülkeyi yönettiler. Sonunda fert başına gelirimiz 14 basamak birden gerileyerek 87. sıraya düşüyor. Ama haklarını yemeyelim. Saray yönetiminin Türkiye’yi dünyada ilk 10’a soktuğu, bir ekonomik gösterge var. O da enflasyon. Türkiye enflasyonun şampiyonlar liginde ilk beşte. Bırakın ilk 10’u ilk beşe soktular. Bu ligde beraber olduğumuz ülkeler; ekonomisi batmış Venezuella, Sudan ve Zimbabve... “Türkiye’yi AB’ye sokacağız”, “Türkiye’yi ilk 10 ekonomi arasına sokacağız” diyerek, milletten yıllarca oy istediler; şimdi ülkemizi Venezuela’nın, Sudan’ın, Zimbabve’nin arasına bırakıp, çekip gidiyorlar” diye konuştu. Dümen, sözlerini şöyle tamamladı: “Bu toprakların vicdanı Hacı Bayram-ı Veli; “Kibir bele bağlanan taş gibidir. Onunla ne yüzebilir, ne de uçabilirsiniz” demiş. İşte Sarayda oturan kibir, ülkemizin beline bir taş gibi bağlandı. 84 milyonluk koca bir milleti kendisiyle birlikte dibe çekti. Şimdi; “Kervanını kaybetmiş mekkâre” misali, bir oraya bir buraya koşturup, duruyorlar. “Faiz sebep, enflasyon neticedir” diyerek, gömleğin ilk düğmesini yanlış iliklediler. Şimdi gelen her düğme yanlış ilikle gidiyor. Şu anda serbest piyasa ekonomisinin, bütün kuralları çiğnenerek, döviz kuru tutulmaya çalışılıyor. 1970’lerde ekonomiyi batıran cin fikirleri, ısıtıp, ısıtıp tedavüle sokuyorlar. Dövize çevrilebilir mevduatın adını, Kur Korumalı Mevduat koyup, millete çözüm diye yutturmaya kalktılar.Güya Hazine’nin cebinden tek kuruş çıkmayacak diyorlardı. Sadece Mart ayında bütçeden 11 milyar 700 milyon lira Kur Korumalı Mevduat ödemeleri için çıktı. Kendi yanlışlarının bedelini millete ödettiler. Milletin vergilerinden 11 milyar 700 milyon lirayı, bir avuç mevduat sahibine, Kur Korumalı Mevduat faizi olarak ödediler. Bu da yetmedi. İhracatçıya; “Yurtdışına sattığın mal karşılığı elde ettiğin dövizin, önce yüzde 25’ini Merkez Bankası’na satacaksın” dediler. Sonra bunu “yüzde 40’a” çıkardılar. Yani ihracatçının elindeki dövize el koydular. Sonra çıktılar… Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hükümeti olarak, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan yandaşlarına verdikleri dolara, avroya bağlı garantilere dokunmadan Türkiye’deki sıradan vatandaşlara, kendi aralarında yapacakları işlemleri, Türk Lirası’yla yapma zorunluluğu getirdiler. “İstanbul’u Finans Merkezi yapacaklardı” ama ülkede konvertibiliteyi bitirdiler. Yandaşa gelince şapır, şupur! Millete gelince “Yarabbi şükür!”“ HABER: HALİL ASLAN

 
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.